www.cesme.nerededir.com
 
ne@nerededir.com
 

> İzmir Otelleri Nerededir ?

> Çeşme Otelleri Nerededir ?

> Otel Rehberi Nerededir ?

> Ekonomik Uçak Bileti Nerededir ?

5 Temmuz 1770 Çeşme Deniz Savaşı

1995, 1996 ve 1997 yıllarında Yevstafiy kalıntıları üzerinde yapılan ve halen devam eden sualtı kurtarma kazısının düşündürdükleri. 1770 yazı Sakız ve Çeşme'deki Türkler için olduğu kadar Rum teba için de bir telaş mevsimi oluşmuştu. Pek çok Rus askerinin kalabalık filolarla Ege kıyılarına ve adalarına çıktıkları söylentisi Rus taraftarı provokatörlerin de abartısıyla giderek halk arasında endişe ve huzursuzluk yaratmaktaydı. Osmanlı ahalisi Rus tehdidinin olsa olsa Karadeniz yönünden gelebileceğini bunu da Azak kaleleri, sonra İstanbul ve Çanakkale boğazında engelleyebileceğini düşündüğü için Rusların birdenbire ortaya çıkmalarına inanmakta zorluk çekmişti. Ancak giderek daha sıklaşan haberler Mora yarımadasında savaşların sürdüğünden bahsetmekteydi. Peki ama Ruslar Karadeniz'den ve Boğazlardan görünmeden nasıl Ege'ye gelmişlerdi? Buna imkan yoktu? Ruslar Egeliydiler. Buna şüphe yoktu ve bu olay sadece Müslüman ve hrıstiyan Osmanlı tebasının değil Babıali'nin de şaşkınlığına yol açmıştı. O ara Osmanlılarla araları iyi olan Fransa'nın 1769 yılı başlarında, İstanbul'daki elçileri aracılığıyla, Rusya'nın başkenti St. Petensburg'da, Ege'ye gönderilmek üzere iki filonun hazırlanmakta olduğunu Babıali'ye ilettikleri zaman, vüzera'dan aldıkları karşılık "Canım, Petrograd'dan buraya denizden gelinebilir mi ki ? " olmuştu. Ne var ki 1770 baharında Girit valisi Rus filosunun Mora'ya asker çıkarmakta olduğunu İstanbul'a alelacele bildirdiği zaman nereden alındığı sorulmuştu. Elçinin cevabı herhalde istihbarat kaynaklarını belli etmemek için olacak şundan ibaret olmuştu: "Kralımızın çok iyi bir müneccimi var."

Çeşme'nin çok eski zamanlardan beri var olan önemi, kürekle hareket edebilen kadırga ve çektirmelerin yerlerini sadece yelkenle seyredebilen büyük kalyonlara terk etmelerinden sonra daha da artmıştı. Büyük yelken yüzeylerine sahip ve kabasorta donanımlı denilen bu gemiler için devamlı aynı yönden esen Atlantik rüzgarları gibi bir "Ticaret rüzgarı-Trade winds" gerekliydi ve Çeşme'de böyle devamlı istikrarlı ve kuvvetli bir rüzgar vardı. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğunun güç kaybetmeye başlamasının daha sonra özellikle Venedik donanmasının iki de bir Çanakkale Boğazını kapamaları ve Osmanlı donanmasını dışarı bırakmamalarına karşı Çeşme Limanı ayrı bir stratejik güvence oluşturmuştu. İmparatorluğun çeşitli yerlerinden gemi ve askerler Çeşme'den istenilen yerler kolaylıkla seyredilebiliyor. Çeşme'de tutulan birkaç kalyon Boğaz ağzından Venedikleri kovalamakta etkili oluyordu. Gene tahıl ve diğer zirai ürünlerin Avrupa ülkelerine gönderilmesi de Çeşme limanı aracılığıyla ucuz ve emin şekilde mümkün oluyordu. Petro'nun ölümünden önce önerdiği, Boğazlardan geçip sıcak denizlere açılma ve Osmanlı İmparatorluğunun ortodoks teb'asını ayaklandırarak İmparatorluğu zayıflatma stratejisi, 11.Katerina'nın gözdesi Grigory Orlov tarafından canlandırılmaya çalışılmış, Mora'ya gönderilen Papadopoulos isimli Rum asıllı bir topçu subayının Rum cemaatın ileri gelenlerine bir takım olmayacak parlak vaatlerde bulunmasıyla Maniot adı verilen dağlı ahali ayaklandırılmaya teşvik edilmişti. Rumlar başta isteksiz oldukları halde sonradan aralarından Benaki efendi adı verilen ve Osmanlı yönetimince de itibar gören bir yaşlı Rum'a Mora krallığı vaad edilince ayaklanma başlamış, ancak Rumeli'ndeki Osmanlı kara ordusu yetişip ayaklanmayı bastırmış, ve Rus donanması Koron limanından pek çok Rum ve karaya çıkardığı askerlerini de alarak denize açılmak zorunda kalmıştı. Donanmanın ve adalar denizi harekatı verilen operasyonun başındaki Kont Orlov'un bundan sonraki hedefi Çanakkale Boğazını zorlayıp Marmara'ya çıkmak oradan da İstanbul'a saldırmak olmuştu. Ancak bu arada Ege'ye çıkmış olan Osmanlı donanmasını ortadan kaldırmak gerekliydi. Donanma, boğazlardan geçmeye en büyük engeldi. Kaptanı Derya Hüsameddin Paşa tarihte Rus donanmasına karşı etkin şekilde hücum etmemekle tenkit edilir. ?u var ki Haliç'te yatmakta olan donanmanın birkaç gün de yarım yamalak sefere hazırlanmasından sonra başına getirildiğinde kendisini tebrik etmek isteyen bir tanıdığına verdiği cevabın acılığından donanmanın savaşa hazır olmadığını bildiği anlaşılıyor. O tarihte Hüsamettin Paşanın emrinde olan Cezayirli Hasan beyin (sonradan Paşa unvanını almış ve Kaptan-ı Derya olmuştur.) atak bir yaklaşımla Rus filosuna saldırmak istemesinin, kumandanı tarafından engellendiğini tarihçiler anlatıyor. Osmanlı donanmasının 5 Temmuz günü bugün Damlasuyu adı verilen mevkide yarların altında kıyıya birkaç gomina mesafede iki sıra olarak demirlendiğinde bütün tarihçiler hemfikir? Kıyıda yüksek yarların üzerinde de Osmanlı karargahı kurulmuş? 5 Temmuz günü Hüsamettin paşanın kıyıya yerleştirilen top tabyalarını teftiş amacıyla filoda bulunmadığı biliniyor. Demirli Osmanlı filosunu öncü gemisi Cezayirli Hasan bey komutasındaki Burc-u Zafer. Olaydan dokuz ay önce çok iyi cins ağaçlardan yapılmış, iyi donatılmış ve bazı kaynaklara göre 90 bronz topla silahlandırılmış savaş sınıfı bir kalyon ve Osmanlı filosunun diğer gemilerine nispetle daha iyi ve tecrübeli personele sahip? Rus filosunda bu sefer için bulunan İngiliz Amirali Elphinston ile seferin başlangıcından beri geçinemeyen, Amiral Spridov bu kez İngiliz Amiralinin öncülük yapmasını istiyor, bunu kabul etmeyen Elphinston'a kızan Spridov filonun önünde bulunan Evropa adlı kalyonun arkasından Burc-u Zafere saldırıyor ve ateşini çok yaklaşıncaya kadar tutuyor. Amacı çok yakından yapacağı bir savlo ile Türk gemisinin işini bir defada bitirmek. Ancak Demir haladı üzerine pürmeçe tutmak suretiyle borda toplarını Rus Amiral gemisi Yevstafiy'e çevirip beklemekte olan Cezayirli Hasan Paşa, Spridov'dan önce ateş kumandasını veriyor ve Yevstafiy'in armasının büyük kısmı Osmanlı ateşiyle tahrip oluyor, manevradan aciz duruma düşen Yevstafiy sürüklenerek Osmanlı gemisinin üzerine düşüyor. Türk ve Rus, asker ve gemicileri şiddetli bir çarpışmaya başlıyorlar, bir süre sonra bir rivayete göre Rus gemisinin tutuşan direği, bir başkasına göre Burc-u Zafer'in direği Yevstafiy'in cephaneliğinin üzerine düşüyor ve Yevstafiy infilak ederek 800 kişiyle beraber batıyor. Buraya kadar olanlar bütün tarihçiler tarafından müştereken kabul ediliyor. Ancak bahse konu Adalar denizi harekatının karanlık ve pek iyi bilinmeyen yönleri de var

Katerina bu gösterişli ama aynı derece de pahalı operasyonu finanse edebilmek için daha önce de baş vurulmuş bir taklit para operasyonundan faydalanıyor. Hollanda dükaları şeklinde St.Petersburg da bastırılan 500 bin altın, gene bu harekat için İtalya'da Markiz ünvanı verilen bir Yanyalı musevi tefeci kanalıyla Akdeniz'e gönderilen filoyla iletiyor ve dükalar Kont Orlov'un da bilgisiyle Amiral gemisine yükleniyor. Bu dükaların St.Petersburg'daki Hermitaj müzesindeki kalıplarının fotoğraflarını biraz sonra diapozitifler arasında göreceksiniz. St.Petersburg'da Bahriye arşivlerinde araştırma yaparken ilginç bir şey buldum. Yevstafiy gemisinin kaptanı Von Kruz, Amiral Spridov'un emriyle gemini batırılması için delinmesini emretmiş. Ancak bu talimatın yeteri kadar süratle yerine getirilmediği anlaşılıyor. Bu emrin Yevstafiy'in Osmanlıların eline geçmesi için verilmiş olması olası? Rus Amiral gemisi boyutlarında bir kalyonun cephaneliğinin geminin en altında ve su kesiminin aşağısında bulunması gerektiği gerçeği karşısında yanan bir direğin iki üç meşe güverteyi delip de cephaneliğe ulaşmasının ne mümkün olabileceği tartışmaya açıktır. Diğer yandan o devirde çatışmaya girecek gemilerde "powder trail" denilen ve gemi düşman eline geçerse havaya uçurulabilmesi için güverteden cephaneliğe uzanan bir barut yolu hazırlanmasının da standart uygulama olduğunu unutmamak gerekir. Netice itibariyle Yevstafiy tüm gemicileri ve askerleri ve ayrıca Mora' dan gemiye binen bir bölük süvari askeriyle birlikte havaya uçtu. Amiral Sprıdov ise on altı subay ve astsubay birlikte infilaktan birkaç dakika önce gemiden ayrılmış bulunuyordu. Yevstafiy'in üzerine düşmüş olduğu Burc-u Zafer'in demir haladına kaloma vererek Rus gemisinin çatmasını hafiflettiğini olayın şahitleri anlatıyorlar. Ancak bu yetmemiş olmalı ki Osmanlı filosunu öncü gemisi demir yerinden koparak sürüklenmiş ve 600 -700 metre güneyde bir buruna oturarak kısmen yanmış ve batmış bugün battığı yerde hala sert ağaçtan yapılmış kalıntıları durmakta? Olayın şahidi bir İngiliz subayı Yevstafiy'in infilakından hemen sonra arması yanmakta olan Burc-u Zafer'in önlerinden geçerek gittiğini, güvertesinde de 20-30 kişinin bulunduğunu anlatıyor? Burc-u Zafer'in üzerinde 30 kişi kalmışsa personelin (leventler gemiciler v.s.) Rus gemisindeki çatışmayı takip eden patlama sırasında orada olmaları gerekiyor, zira Burc-u Zafer'in mürettebat sayısı beşyüz altıyüz kişiden az değil? Bu arada Rus kaynakları infilakla ölen Rus gemici ve askerlerini 650-800 arasında gösteriyorlar. Yevstafiy'in batması ve Burc-u Zafer'in tutuşup karaya oturmasını takip eden dakikalarda Osmanlı donanmasının paniğe kapılıp Çeşme limanın içine kaçtığını ve üst üste bir şekilde demirlediklerini biliyoruz. 6 Temmuz günü Amiral gemisini ve filo paralarını kaybeden Amiral Spridov iyice şaşkındır amma İngiliz Amirali Elphinston inisiyatifi eline alarak Kont Alexi Orlov'la birlikte Çeşme'nin içine kaçan Osmanlı donanmasının yok edilmesi için bir plan tasarlarlar. 6 Temmuzu 7 Temmuz a bağlayan gece üç ateş kayığını esmekte olan kuzey rüzgarından faydalanarak limana doğru yolladılar. Kayıklardan birine bir Rus teğmen diğer ikisine İngiliz subayları kumanda etmektedirler. Bu üç kayıktan bir tanesi hedefine erişip deniz suyuna karşı yağlanıp ziftlenmiş bir kalyonu tutuşturunca üst üste durumdaki gemilerinde tutuşmaları gecikmedi. Birbiri akasına tutuşan cephaneliklerin infilakları ortalığı cehenneme çevirdi. İki yüzyıl önce İngiliz donanmasıyla İspanyol donanması arasında geçen bir savaşta İspanyol gemilerini yakmada sınırlı bir başarıda kullanılan bu metod, tarihçi Hammer'in anlattığı gibi "Çeşme savaşı Salamis deniz savaşında Yunanlıların Pers donanmasını yaktıkları yerde, Romalı Emilius Regilius'un Antiokos donanmasını bozguna uğrattığı Mynesus'un (bugünkü Çiftkale) yakınındadır.

ÇEŞME HAKKINDA

İlk çağda CYSSUS adıyla bilinen Çeşme, Anadolu'nun Batı kıyısında MÖ.1000 yıllarında tahmin edilen 12 İyonya kentinden biri olan Erythrai (ERİTRE)'nin Ildırı İskelesiydi.Bu nedenle Çeşme'nin tarihi ile bir arada ele alınması gerekir. Bugün arkeolojik ve turistik yönden büyük önem taşıyan ERİTRE,MÖ.7. ve 8. Yüzyıllarda büyük bir iktisadi güce sahip olmuştur.Bu dönemde kent,Doğu Akdeniz ve özellikle Kıbrıs ile ticari ilişkilerde bulunuyor ve (CHIOS) -SAKIZ adası ile birlikte esir ve şarap ticaretini elinde tutuyordu. ERİTRE, önce LYDIA (LİDYA),sonradan perslerin saldırısına uğrayıp büyük ölçüde zarar görmüş,MÖ.14.yüzyılda ise yeniden zengin bir devlet olmuştur. MÖ.2.yüzyılda kent , Bergama krallığına ,daha sonra da Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Romalılar zamanında Çeşme yöresi CYSSUS adını almıştır.Roma imparatorluğu ikiye bölününce Bizans topraklarında kalan ERİTRE,önemini kaybetmiş,özellikle Put'a ve çok Tanrılı dinlere karşı olan inancın güçlendiği dönemde,kentteki antik yapıların çoğu yıkılıp yakılmıştır.

Ortaçağda Bizans İmparatorluğu'na bağlı olan ERİTRE ve Çeşme Yöresi ilk olarak ÇAKA BEY zamanında Türklerin eline geçmiştir.M.S. 1081 de Birinci Kılıçaslanın kayınbabası ÇAKA BEY tarafından Selçuklular devrinde KLOZEMENE yarımadası ele geçirilmiştir. Osmanlılar zamanında Yıldırım Beyazıt tarafından yeniden Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanan kent 1402 Ankara Savaşından sonra Timur tarafından tekrar Aydınoğullarına bağlanmış,1422 yılında yeniden Osmanlılara geçmiştir. Birinci Dünya Savaşından sonra yurdumuzun paylaşılmasıyla Çeşme Yunanlılar tarfından işgal edilmiş,fakat Kurtuluş Savaşı'nda,Fahrettin Altay Paşa birlikleri tarafından,16 Eylül 1922'de düşman işgalinden kurtarılmıştır. İlçenin adından da anlaşılacağı gibi birçok tarihi çeşme'yi bünyesinde barındırmaktadır.

> Video Teknolojili Firma Rehberi

> Video Teknolojili Otel Tanıtımı

> Video Teknolojili Dersane

> Video Teknolojili İşletme Tanıtımları

> Video Teknolojili Bireysel Mesaj

ÇEŞME TARİHİNDE ÜNLÜ KİŞİLER

ÇAKA BEY

1071 yılında Aandolu`yu yurt haline getirme girişimlerine başlayan Türkmen Beylerinden olan ÇAKA BEY . Batı Anadolu`nun fethi sırasında 1078-1081 yılları arasında, Bizans Komutanlarından Kabalika Alexandros ile yaptığı muharebede yenik düşmüştür. Alexandros esir aldığı bu büyük kumandanın zekasına ve cesaretine hayran olmuş, kendisini imparator BATANCIATES`in sarayına göndermiştir. ÇAKA BEY`in saygıdeğer ve kibar bir soydan oluşu, tavır ve hareketlerinden anlaşılmaktaydı. B uimparatorun dikkatini çekmiş ve ona diğer esirlerinden farklı olarak çok özel bazı haklar tanımıştır. 1081 yılında Bizans İmparatorluğu`na Aleksios 1.in geçmesi üzerine eski durumu sarsılan ÇAKA BEY, saraydan kaçarak EGE sahillerine yerleşmiş ve kuvvetli bir ordu kurmuştur. ÇAKA BEY daha sonra İzmir`i fethetmiş ve bir müddet sonra da burada beyliğini kurmuştur. Sarayda bulunduğu sürede, İç Anadolu`nun diğer Türk Beyliklerince işgal edildiğini öğrenen Çaka Bey, Ege adaları dahil olmak üzere, beyliğini genişletmeye karar vermiştir. Böylece ilk Türk donanmasını kurmuştur. Donanmayı ilk ele geçirdiği şehir Foça`dır. Daha sonra sırasıyla Midilli ve Sakız adaları ele geçirilmiştir. Bu arada Bizans İmparatorluğu, vakit geçirmeden donanmasını Çaka Bey`in üzerine yollamış ve tarihe Türklerin yaptığı ilk deniz muharebesi olarak geçen bu savaşı büyük komutan zaferle noktalamıştır. Tarihe "Koyun Adaları Deniz Savaşı" olarak geçen bu savaş, aynı zamanda ilk deniz savaş taktiğinin uygulandığı bir savaştır. Artık Çaka Bey, bazı önemli adaları, İzmir`den Çanakkaleye kadar olan yerleri Bizansın Trakya kısmını ele geçirecekti. Bunun üzerine büyük bir donanma meydana getiren Çaka Bey, ilk etapta Edremit`i ve Çanakkale bölgesini ele geçirmiş, bu suretle Boğaz bölgesine hakim olarak karşı yakaya geçmeyi ve Trakya`yı ele geçirerek İstanbul`u fethetmeyi tasarlamıştı. Bu tehlike karşısında Bizans İmparatoru İznik Beyi Kılıç Aslan`la bir anlaşma yaparak denizden ve karadan Çaka Bey`in elinde bulunan Abydos`u kuşattı. Damadı olan Kılıç Aslan`ın bu ihanetini hiç beklemeyen Çaka Bey, Kılıç Aslan`la anlaşmayı savaştan daha yeğ buldu ve görüşme isteği Kılıç Aslan tarafından kabul edildi. Anlaşma gerçekleşti, ancak akşam, şerefine verilen ziyafette aşırı alkol almaya teşvik edilen Çaka Bey, bir gaflet anında Kılıç Aslan tarafından öldürüldü.

CEZAYİRLİ HASAN PAŞA

Hasan Paşa 1720`de Gelibolu`da doğdu. Gelibolulu tüccar Hacı Muhammed Efendi`nin kölesi idi. Sonradan efendisi tarafından azad edilen Hasan Paşa, onun verdiği bir miktar sermaye ile, yiğitlerin şöhretini duyduğu Cezayir`e gitmek için yola çıkmış, ancak yolda gemileri yabancı bir gemiye rampa edince Hasan Paşa, çok genç olmasına rağmen düşman gemisine sıçrayıp büyük bir cesaretle cenge katılmıştı. Geminin mürettabatından onbeş kadarını tek başına ölddürdükten sonra, diğerlerini geminin ambar ve kamarasına kapatarak gemiyi ele geçirmişti. Hasan Paşa`nın bu cesareti o zamanın Cezayir dayısı tarafından pek takdir edildiğinden, gemi kendisine verilerek Dayılar arasına katılmıştır. Kısa zamanda şöhrete ulaşarak Tlemsen Beyi olan Hasan Paşa, Cezayir`deki dayıların hasetliğine maruz kalıp, hayati tehlikeye düştüğünden İspanya`ya geçmiştir. Oradan da İstanbul`a geçmiştir. Hasan Paşa, Cezayir`e gitmeden önce yeniçeri ocağına yazılmış ve Belgrad seferinde büyük başarılar göstermiştir. Kendisi denizciliği ile meşhur olduğundan kaptanlar sınıfına alınarak, bir de gemi verilmiştir. 1770`de MİR-İ MİRANLIK payesi verilerek kaptan olmuş ve Limni adasını Hırıstiyanlardan alıp "GAZİ" ünvanını almıştır. Aynı sene içinde vezir olan Hasan Paşa, Kaptan-ı Derya tayin olmuştur. Daha sonra boğaz muhafızı, sonra da Anadolu eyaleti ve Rusçuk Seraskeri oldu. 1786`da Sadaret kaymakamı olan Hasan Paşa, iki sene sonra Kaptan-ı Deryalıktan azledildi. Hasan Paşa Kaptan-ı Derya olduğu senelerde 1768 Türk-Rus harbi baş göstermişti. Rusların Akdenize gönderdikleri Baltık donanması önce Osmanlı donanmasıyla çarpışmış, ama bu çarpışmada kesin sonuç alınamamıştı. Ege kıyılarına yakın KOYUN ADALARI civarında yapılan ikinci bir savaşta asıl muharebe Hasan Paşa`nın kalyonu ile Rus Amirali Sipiridov`un gemisi arasında olmuştur. Hasan Paşa ile otuz kadar yiğit Rus gemisine geçmiştir. Düşman gemisinde yapılan kahramanca çarpışma esnasında yaralanan Hasan Paşa, tekrar kendi gemisine geçmiştir. Bu beklenmeyen baskın ile şaşkına dönen Moskoflar telaşa kapılarak kendi cephaneliklerini ateşlemişler, ateş Türk gemisine de sıçrayınca her iki gemi de yanmaya başlamıştı. Türk yiğitleri de kıyıdan gönderilen bir kayıkla kurtarılmışlardı. Hasan Paşa`ya gösterdiği kahramanlık sebebiyle kendisine Kaptanlık ve Beylerbeyliği verilmiştir. Hasan Paşa`nın ikinci Kaptan-ı Deryalığı 15 yıl sürdü. Bu süre içinde pek büyük hizmetlerde bulunan Hasan Paşa, Suriye ve Irak`ta başgösteren Tahir Ömer isyanını bastırmış, daha sonra 1787 Rus-Avusturya harbinde Yılan Adası savaşına katılıp, Rus donanmasını mağlup etmiştir. Ertesi yıl İsmail önünde de Rusları hezimete uğratarak başarı kazanmış, bu başarısı üzerine Sadrazamlık payesi verilmiştir. Hasan Paşa`nın bu görevi 3 ay sürmüştür; 1790 senesinde vefat etmiştir. Hasan Paşa, yürüttüğü devlet hizmetleri yanında birçok hayır eserleri de bırakmıştır. İstanbul tersanesinde bir kışla yaptıran Hasan Paşa, Midilli`ye çeşmeler yaptırdı. Bakla`da yine çeşme, Vizne`de cami, hama ve üç çeşme, Midilli`de Paşa köşkü ve büyük mermer havuz ve Limni, Sakız, İstanköy adalarında çeşmeler yaptırdı. Hasan Paşa`nın en büyük özelliği, kendisine alıştırdığı bir aslanı daima yanında gezdirmesiydi.

GELENEK VE GÖRENEKLER

NİŞAN BALIĞI :
Nişan yapacak olan oğlan evi tarafından büyük bir balık avlanır.Bu balık iri bir çipura,sinavrit veya levrek olabilir.Balık oğlan evi tarafından süslenir,balığın üstüne parlak kağıtlarla kız ve oğlanın isimlerinin baş harfleri çeşitli motiflerle işlenir.Süslenen balık bir tepsiye konur törenle kız evine gönderilir.Kız evi de bunu pişirir ve bir parçasını oğlan evine gönderir.

ŞEKER İŞİ :

Nişanlanan kız evi tarafından yapılır.Un kurabiyesine benzeyen,fakat çok zahmetli olan ve pahalıya mal olan şeker işi,nişanda ve nişandan sonra,önce oğlan evine,sonra tebriğe gelen misafirlere ikram edilir. Şeker evinin güzel olması kız evinin övünç kaynağıdır.

TESTİ KIRMA :

Eskiden düğünlerde,sünnetlerde oynayan kişinin şerefine yere vurularak testi kırılırdı.Çeşme'de özel olarak testi satan dükkanlar mevcuttu.Bir kişi oynarken kırılan testinin fazlalığı,o kişinin itibarını ve oyun gücünü gösterirdi.

BAZİNA :

Yaz günleri tütün kırımlarından sonra aileler tarafından düzenlenen yemek şölenidir.Davetliler bu davete tahta kaşıklarını alarak giderler.Hamur işi,bamya,kıyma ile yapılan bu özel yemek yendikten sonra,başka bir Bazina günü için tarih tespit edilir.

ÇEŞMENİN PLAJLARI

29 km`lik Çeşme kıyı şeridi boyunca göreceğiniz birbirinden güzel plajların her birinden ayrı bir keyif alacaksınız.Çünkü, Çeşme öyle güzel bir ev sahibidir ki ; her zaman tertemiz denizi, eşine az rastlanır yumuşacık kumsalları ve bunalmadan istediğiniz bronzluğa ulaşabileceğiniz güneşiyle kucaklar sizi. Dingin bir denizde serinleyip sonra da sımsıcak kumsal da sakince güneşlenmek mi,bir yat kiralayıp adaları gezmek mi, dalış tüpünüzü takıp derinlerdeki zenginliği keşfetmek mi yoksa surf tahtanızı alıp rüzgarla dansetmek mi istiyorsunuz? Düşlemeniz bile yeter. Çeşme hepsini önceden düşünmüş ve her bir plajını farklı bir alternatif olarak hazırlayıp hizmetinize sunmuştur sanki.

İşte en önemli plajlardan birkaçı:

ILICA :2 Km`ye yakın uzunluktaki geniş ve beyaz kumlu plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla Çeşmenin en büyük ve popüler turizm merkezidir
Deniz`in içinden kaynayan sıcak termal suları, ılıca plajını ve yöredeki diğer plajları büyük birer termal havuz haline getirir. Ilıca`daki büyük, küçük konaklama tesisleri, yoğun bir turist kapasitesinin ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır. Ilıca`nın önemini arttıran en önemli husus, termal olanaklarıdır. Birçok küçük, otel ve pansiyonlarda bile kaplıca suyu vardır. Çeşme plajlarının ve özellikle ılıca plajının en önemli özelliklerinden biri de, kıyıdan denize doğru yaklaşık yüz metrelik bir şeridin insan boyunu geçmeyecek derinlikte olmasıdır. Sığ sularda, özellikle termal kaynaklarla beslenen sularda ultraviyole ışınlarının insan sağlığına çok daha fazla yararlı olduğu bilimsel bulgularla kesinleşmiştir. Bunların yanı sıra , bu plajlardan çocukların yararlanma olanakları, sağlık ve can güvenliği bakımından elverişlidir. Ilıca`nın en büyük konaklama tesisi bu plajın kenarında yer almaktadır. Aynı zamanda Turizm Bakanlığından belgeli bir tesistir.

BOYALIK KOYU : Yaklaşık 5 Km. uzunluğunda çok güzel plajlara sahip bir koydur. Ilıca plajının karakteristiklerini gösteren bu koy, bugün Çeşme`nin en hızlı gelişen turizm alanlarından biridir. Koyun orta kısmında yer alan Kalem Burnunun karayla birleştiği yerde, yapıldığı yıllarda Türkiye`nin en büyük ve en modern konaklama tesislerinden biri olan ALTINYUNUS TATİL KÖYÜ ve Marinası bulunmakta olup köyün tüm doğal zenginliklerini turistin hizmetine sunmaktadır. Bu koyun kuzey rüzgarlarına kapalı en sakin plajı SAKİN DENİZ (Ayayorgi) plajıdır. Kıyısındaki lokantaları ve kamp yerleriyle gerçekten sakin ve dinlendirici bir köşedir.Kıyısındaki lokantaları ve kamp yerleriyle gerçekten sakin ve dinlendirici bir köşedir.

ŞİFNE-BÜYÜK LİMAN-PAŞA LİMANI : Ilıca plajı merkez olmak üzere kuzeydoğu yönünde Şifne`ye kadar uzanan kıyı bandı, güzel plajları ve kaplıcalarıyla değerli bir merkez oluşturur. Büyük Liman, Paşa Limanı koyları, turistik tesislerin, kamp alanlarının ve toplu yazlık konutların toplandığı bir yerdir. Şifne, kaplıcalarıyla ünlü bir merkez olup, çok sayıda temiz ve düzenli pansiyon hizmet vermektedir. Ilıca merkezine yaklaşık 5 Km. uzaklıktaki bu önemli turizm merkezine ulaşım Ilcadan sağlanır.

ILDIRI : Antik Erythria kentinin bulunduğu Ildırır ve yöresi, doğal plajları ve kamp alanlarını bakımından kampçılar için ilginç, bir yöredir. Çeşme ilçe merkezine 22 km. Ilıca`ya 15 km. uzaklıktaki bu tarihi ve doğal zenginliklere sahip yöreye ulaşım Şifne`den sonra stabilize bir yolla yapılmaktadır.

DALYAN VE SAKIZLI KOY : Çeşme yarımadasının kuzey kıyılarında yer alan bu turistik merkezler, tipik balıkçı mahallesi, evleri, limanı, plajları ve insanlarıyla Ege yaşantısının ve doğal güzelliklerinin toplandığı bir yöredir. Bu yöre, Çeşme ilçe merkezine 4 Km. uzaklıktadır. Dalyan köyde çok sayıda kaliteli pansiyon yerli ve yabancı turistlerin hizmetindedir.

ÇİFTLİKKÖY VE PIRLANTA PLAJI : Çeşme ilçe merkezinin güney ve güneybatısında yer almaktadır. Bu yörenin en önemli plajları PIRLANTA-TURSİTE ve ALTINKUM plajlarıdır. Kaliteli Motel ve pansiyonlarıyla çok sayıda turisti ağırlayabilecek kapasiteye sahiptir. Ayrıca kamping yapmak için uygun alanlar vardır. Çeşme bölgesinde hakim olan kuzey rüzgarlarına kapalı bulunan bu plajlar, Çeşme ilçe merkezine yaklaşık 10 Km. uzaklıktadır.

ÇATAZMAK PLAJI : Ulaşım Çeşme ilçe merkezinden sağlanır. İlçe merkezine uzaklığı 5 km.`dir.

EŞEK ADASI : Eski adıyla "GONİ" olarak bilinen günümüzün Eşek Adası Çeşme`den yatlarla bir saat uzaklıkta, temiz koyları ve konuksever eşekleriyle günübirlik yat gezintileri için ideal bir yerdir. Doğal konumu itibariyle kuzey rüzgarlarına kapalı olan koylarında sualtı ve su üstü sporları yapmaya çok elverişlidir. Adanın tamamı maki ile kaplıdır ve üzerinde yaşayan eşeklerin yaşayabilmesi için rüzgarla çalışan bir tatlı su kuyusu bulunmaktadır. Bahar aylarında yolunuz düşerse sizleri yaban nergisleri, katır tırnakları ve kekiklerin sarhoş eden kokusuyla karşılaşırsınız. Ada tamamen turistik amaçlara hizmet etmekte olduğundan ve Milli Parklar kapsamında olduğundan gece konaklaması mümkün değildir. Adanın hemen yanında bulunan Karaada, doğal bir akvaryum görünümünde olan Mavi Koy sizi büyüleyen bir uğrak yeri olacaktır

HAVA YOLU Çeşme'de bir hava limanı henüz bulunmamaktadır. Uçakla geliyorsanız önce İzmir Adnan Menderes Havaalanı'nda indikten sonra İzmir-Urla-Alaçatı-Çeşme hattından 80 km'lik bir otoyolla Çeşme'ye karadan ulaşabilirsiniz.

DENİZ YOLU
Çeşme - Chios (Sakız Adası)
Çeşme ? Sakız Adası: 17:00

KARA YOLU
İzmir`e 77 Km`lik dar bir asfalt, 80 Km`lik otoyol olmak üzere iki yolla bağlanan Çeşme`nin ulaşım merkezi İzmir`dir. Kara, hava ve deniz yoluyla gelen turistler önce İzmir`e Çeşme ve Ildırı`ya çalışan otobüslerle turizm mevsiminin en kalabalık günlerinde dahi ihtiyacı rahatlıkla karşılar. Çeşme ilçe merkezi, otobüs ve minibüslerin son durağıdır. Çiftlik, Dalyan, Alaçatı, Reisdere, Ovacık ve diğer plajlara minibüs ve belediye otobüsleri çalışmaktadır.
Otogar Tel:(+90-232) 712 64 99